Paris' teki Centre Pompidou koleksiyonundan eserlerin İzmir'de sergileneceği "Video Sanatı Koleksiyonu 1965-2010" başlıklı sergiden, politik nedenler gerekçe gösterilerek, Berat IŞIK, Erkan ÖZGEN ve Köken ERGUN isimli sanatçıların ayrılmaları talep edilmiştir. Bu sansür girişimini İzmir Fransız Kültür Merkezi direktörü Jean Luc Maeso ve K2 Güncel sanat Merkezi'nin yöneticisi Ayşegül Kurtel başlatmıştır ve bu duruma Centre Pompidou' da sessiz kalmıştır.
Bu yüzyılda sanata sansürün olması, gelişmemişliğin ve çağdışılığın bir göstergesi olabilir ancak.
Aşağıdaki metin İzmir'li K2 sanatçı insiyatifi kurucuları arasında olan arkadaşlarımın, 2008 yılından beri K2 bünyesinde olmadıklarına ve bu sansürü kesinlikle kınadıklarına ait bir bilgilendirme metnidir.
Metin, Mehmet Dere'nin kişisel blogundan alıntıdır.
İzmir’deki K2 sanatçı inisiyatifinin kurucuları arasında olan ve 2003–2008 yılları
arasında yönetiminde çalışmış olan sanatçılar Elmas Deniz, Borga Kantürk ve Gökçe
Suvari olarak K2 Güncel Sanat Merkezi ve Ayşegül Kurtel ile çalışma ilgimizin
olmadığını, bu mekanda veya K2 ortaklığıyla yapılan projelerde yer almadığımızı
belirtiriz.
Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir. Güncel sanatın İzmir’deki sınırlı
görünürlüğünü düşünerek K2’nin bizden sonra da devam etmesini istemiştik. K2 isminin
kullanılması ve mekanın bizler olmaksızın devam etmesinde bir sakınca görmedik, ancak
yakın zamanda yaşanan bir sansür girişimine Ayşegül Kurtel dolayısıyla K2 taraf olduğu
için verdiğimiz karara dair endişe duyuyoruz.
Paris’teki Centre Pompidou koleksiyonundan eserlerin sergileneceği, 6 Mayıs’da Fransız
Kültür Merkezi aracılığıyla İzmir’de, Ayşegül Kurtel’in tahsis ettiği Türk-Avusturya
Tütün Deposu’nda açılması planlanan Centre Pompidou, Video Sanatı Koleksiyonu,
1965-2010 başlıklı sergiden Berat Işık, Erkan Özgen ve Köken Ergun’un ayrılmaları
talep edilmiş, gerekçe olarak politik nedenler gösterilmiştir. İzmir Fransız Kültür Merkezidirektörü Jean Luc Maeso ve K2’nin yöneticisi Ayşegül Kurtel bu sansür girişimi
başlatmış ve duyarlılık göstermeyen Centre Pompidou da bu sansüre göz yummuştur.
K2 ile hiçbir ilgimiz olmadığını ve bu konuya duyarsız kalamayacağımızı beyan ediyoruz. Sorumluların yasakçı yaklaşımlarını kınıyoruz.
Bu girişimin ardından K2 ve İzmir Fransız Kültür Merkezi’nin Türkiye’yi daha iyi temsil
edeceğine inandıkları ulusal katılımlı bir sergi düzenlemeyi planladıklarını öğrenmiş
bulunmaktayız.
Tüm sanatçıları, bahsi geçen sansür girişimine ve ‘daha iyi’ temsiliyet
üzerinden gerekliliği açıklanan bu etkinlik tasarısına dair bilgilendirmek isteriz. Bu
nedenle sanatçılardan K2 ile çalışırken bu duruma dikkat etmelerini ve bu tarz bir ulusal temsil içeren sergiye katılmamalarını rica ediyoruz.
Eski K2 inisiyatifi adına , Elmas Deniz tarafından kaleme alınmıştır.
20 Nisan 2011
Metne destek veren eski inisiyatif sanatçıları: Tufan Baltalar, Nejat Satı, Merve Şendil, Esra Okyay, Başak Özkutlu.
24 Nis 2011
13 Nis 2011
Bon Mod konserinde Buluşuyoruz!!
Güzel bir konser var, Bon Mod, hiç dinlemedim ama çok sevecekmişim gibi bir his var içimde. Konser arkadaşımın mekanında olunca da daha da gidilesi oldu benim için. Bir de tabiiki sevgili Nora Ashira 'nın arkadaşları organize ediyorsa ve o da konserde olacaksa daha da gitmek için sabırsızlandım :) Ve onun verdiği süper de bir fikir var:
Hey blogger girls konserde buluşmaya ne dersiniz?
Bence harika bir fikir!
hadi bakalım konserde görüşürüz artık! muucuruxx ^___^
Bon Mod hakkında birazcık bilgi:
İsimlerini "iyi ruh hali" ile anlamlandıran Bon Mod, yüksek enerjili müziklerini punk vokallerle pişirip, bir parça 80'ler etkili elektro tozuna, bir parça da disko sosuna batırıyor.
Bon Mod, ilk kayıtlarının yer aldığı Chocolate Cheesecake EP'sini 2009 yılının Ekim ayında Remoov etiketiyle yurtdışında -iTunes, eMusic, Mediamarkt gibi online mp3 dükkanlarında- satışa sundu. Prodüksiyonu Bon Mod tarafından yapılan EP, büyük bir ki...tlenin ilgisini çekti ve grup, içinde Babylon, Ghetto, Indigo, Roxy, the Hall gibi önemli mekanların ve Adidas Street Festival, YTÜ Bahar Şenlikleri gibi çeşitli festivallerin yer aldığı uzun soluklu bir konser serüvenine başladı. İkili, kendi konserlerinin yanı sıra; Mylo, New Young Pony Club, Data, Ladytron, Fancy, Robots in Disguise ve Little Dragon gibi tanınmış DJ ve sanatçılarla da aynı sahneyi paylaştı.
Bon Mod'un sahnedeki enerjik ve kışkırtıcı tavırları İstanbul müzik sahnesinde kulaktan kulağa yayılarak grubun ilk yılında elliye yakın konser ve DJ set almasını sağladı. Grup bununla da kalmayıp, Ekim 2010'da Paris'in önemli elektronik müzik sahnelerinden biri olan Batofar'da ve hemen ardından Amsterdam şehrinin uluslararası sanatçıları ağırladığı Paradiso'da sahne aldı. Nefes kesen performansları sayesinde ikili, bu iki şehirde çalışmalarını sürekli takip eden önemli bir dinleyici kitlesi edindi.
Grubun ilk videosu, Stanbul, Aziz Kaya ve Ceyhun Kıvrıkoğlu yönetmenliğinde çekildi. Klipte, İstanbul'un her gün deneyimlediğimiz halleri grubun tatlı-sert yorumu ve renkli performansıyla ortaya koyuluyor. MTV, Dream TV, Number One Tv gibi önemli müzik kanallarında Ekim 2010'da yayına giren klip kısa sürede ses getirdi; Dream TV müzik listesinde 4. sıraya kadar yükseldi.
Dinleyicilerin heyecanla beklediği grubun ilk albümü Idolize Yourself, Remoov ve Topkapı-Universal etiketiyle müzik marketlerde.
kaynak:Rock'n Beer
4 Nis 2011
WALKING IN THE PARK
Havanın kapalı olduğu günlerden sonra güneşin pırıltılarını görmek ruhuma iyi geldi. Yağmuru ve kapalı havayı sevmeme rağmen bu hafta bunaldım sanki. Bir de nedense bütün hafta aynı şarkıyı dinlemek istedim, hiç durmadan! ( Beirut, "Gulag Orkestar" ) Zaman zaman olur bu bana. Eski bir parça olsa bile sürekli aynı şarkıyı açıp açıp dinler ve yine de doyamam.Bu hafta Fizy'nin açıldığı haberini de aldım ve daha da mutlu oldum, Blogger da açılsa artık! hiç fena olmayacak. 

3 Nis 2011
Modacı Esin YILMAZ'ı kaybettik...
Esin Yılmaz, tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi'nde yaşama veda etti.
İstanbul'da dünyaya gelen, ilk ve orta öğrenimini bu kentte tamamlayan Esin Yılmaz ilk kez kestane ağaçlarının kabuklarıyla yaptığı tasarımlarla öğretmenlerinin dikkatini çekti. Yılmaz, 15 yaşından itibaren yanında eğitim gördüğü Nişantaşı'ndaki Rum terzinin yanından 1972 yılında ayrılarak İzmir'e geldi. 'Yaratıcılık, uygarlık, enerji ve hınzırlığın beşiği' olarak gördüğü İzmir'in Alsancak'ında atölye açtı. İlk defilesini Kız Yetiştirme Yurdu yararına gerçekleştirdi. 35 yıllık meslek yaşamında hep farklı olan Esin Yılmaz yalnız kendine benzedi. özgün tasarımlarını İzmir, İstanbul, ABD, Almanya ve Romanya'da sergileyen Esin Yılmaz, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Akademi Ege'de, Konak Belediyesi bünyesinde açılan kurslarda usta öğretici ve moda tasarımcısı olarak dersler, seminerler verdi.
Yakalandığı amansız hastalık nedeniyle çeşitli operasyonlar geçiren ve ilaç tedavisi de gören Esin Yılmaz, son olarak 3.5 ay önce Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Yılmaz, 1 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde vefat etti.
Esin Yılmaz'ın cenazesi bugün Alsancak Hocazade Camii'nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında toprağa verilecek.
Yakalandığı amansız hastalık nedeniyle çeşitli operasyonlar geçiren ve ilaç tedavisi de gören Esin Yılmaz, son olarak 3.5 ay önce Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Yılmaz, 1 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde vefat etti.
Esin Yılmaz'ın cenazesi bugün Alsancak Hocazade Camii'nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında toprağa verilecek.
kaynak: DHA
1 Nis 2011
★Starshine
★"Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.."★ le petit prince ★
Sevdiğim filmin sevdiğim müziği, Beck "Everybody's Gotta Learn Sometimes"
30 Mar 2011
TIME IS MY EVERYTHING
Terzi kendi söküğünü dikemezmiş, ne doğru bir laf!Stajerimiz Gözde sağolsun yine iphone'uyla çekti beni, çok kaliteli bir görüntü vermiyor ama idare ediyor. Eh bunlar son rahat zamanlarım yaza doğru işler yoğunlaşacak, baharın ve zamanın tadını çıkarmam lazım. Zamanın ne kadar önemli olduğunu son 4 yılda daha iyi anlamış birisi olarak, bende pek çok şeyi değiştirdiğini de gördüm. Mesela; işten çıktığımda eve ya da başka bir yere gideceksem oraya ulaşana kadar acayip hızlı yürüyorum, hatta öyle ki bazen insanlar sağa sola kaçışıyor :P neden? Bana ve hayatıma daha çok vakit kalsın diye. Evde daha çok vakit geçireyim, arkadaşlarımla daha çok vakit geçireyim ve boşu boşuna dakikalarımı yollarda geçirmeyeyim diye :) Konuşmalarımın bile hızlandığını farkettim, bir an önce kısıtlı bir vakitte söylemek istediklerimi aktarmaya çalışıyorum :)
Zamanım benim için çok değerli dostlar! Zaman benim herşeyim. Öyleyse günün anlam ve önemine uygun bir parçayla vedalaşalım. Ian Brown "Time is My Everything"
Blazer: Stradivarius
Oxfords: Local store/ Üçyol'da bir ayakkabıcıdan
Trousers/Pantolon: Mango
Shirt/Gömlek: Koton
Sleeveless tee/Atlet: Local bazaar/Perpa :)
Bracelets/Bilezikler: Local store/ Alsancak'da bir dükkandan
Belt/Kemer: Gift/Hediye
Wristwatch/Saat:Vintage, My mother's/Annem'den
Etiketler:
accessories,
my life,
my lookbook,
song of the day
29 Mar 2011
Vintage Spring
Dün dolabımı düzenlerken, annemin gençliğinden kalma bu hırkayı buldum.
Uzun süredir bekliyordu dolabımda giyilmek için. Şimdi tam zamanı dedim, çıkardım onu sandıklardan, baharda açmış çiçekler üzerinde... giyince çok mutlu oldum.

Cardigan/hırka: Vintage, Annem'den
Oxfords: local store/ üçyol'da bir ayakkabıcıdan
Skirt/etek: DIY
Rings/yüzükler: local store/ Bornova'da yol üzerinde bir dükkandan
15 Mar 2011
Bloguma Dokunma Kampanyası için Kanal35'e konuştuk!
Sevgili GUTU'nun aracılığıyla
İzmir'li bir kaç blogger olarak sesimizi Kanal35'ten duyurabildik.
Kanal35 muhabiri Ezgi Saraçoğlu'nun konuya olan duyarlılığı sayesinde
bir nebze olsun derdimizi anlatmayı başardık.
Bu görsel GUTUvonka'dan aşırmadır.
Bloglar, yani sanal günlükler,
günümüzde sadece bir günlük olmaktan çıkmış,
sanat, moda, ticaret, ekonomi, spor, müzik, sinema
aklınıza gelebilecek her tür konuyla alakalı olarak
bilgi alabileceğiniz, insanların kendilerini en samimi,
en dolaysız yoldan ve direkt olarak ifade edebildikleri
özgür bir platformdur.
Günümüz modacıları, artık bloglardan ilham alıyor,
insanlar bloglar sayesinde bir çok sanatçının çalışmalarına dakika dakika ulaşabiliyor,
dünyadan en son haberleri okuyabiliyor,
binlerce insanın binlerce konu hakkındaki en samimi yorumlarını bloglar sayesinde,
objektif bir şekilde değerlendirebiliyorlar.
Dolayısıyla bloglar önemli, bloglarımıza dokunulmasın!
Onlar bizim dilimiz,
kalemimiz...
Kanal35'le yaptığımız röportajı izlemek isterseniz,
buradan ulaşabilirsiniz.
1 Mar 2011
Blogger psikolojisi
Blogger kapatılacakmış, kapatın!
Fizy davalıkmış, davalayın!
Youtube artık aç kapa yalama olmuş!
Lastfm yalan olmuş!
Nereye kadar?
...
Bundan 100 yıl önce blogger mı vardı?
Hayır.
E peki?
...
Ama o zaman başka şeyler vardı yasaklanan...
...
Herşey yasaklansa da kimse ruhumu yasaklayamaz!
Yine çıkar, yine dolanır, yine konuşurum.
...
Ama sürü psikolojisinde değil
"Aa bak şurda bi kalabalık var, hadi oraya gidelim!"
Haydi hurraaa herkes oraya.
...
Hayır bu değil,
Herkes kendi fikirlerini savunsun başkalarınınkini değil
Bir şeyi savunacaksan ne olduğunu araştırıp anlayarak savun.
birlik ol,
ama
sürüden olma.
Herkesin yaptığının aynısını bilinçsizce yapma
bilinçli ol
farkında ol
copy-paste olma
sen de birşeyler söyle
kes yapıştır, bu iş bitmiştirle olmuyor
en cici blogger ödülü gibi değil bu
ciddi bir şey
oku
anla
sonra
paylaş
...
Bugün blogger kapatılır yarın facebook!
ama bu sefer başka bir platformda yine sesimi duyururum
bunun kaçışı yok.
yani böyle yasaklamaların hiçbir manası yok
insan istedikten sonra her yolla yapar yapacağını
zihniyeti değiştirmeli önce
yasaklar, engeller bir işe yaramaz.
bu şunun gibi bişey:
...
Delinin biri şampuanı yemeye kalktı diye şampuanı yasaklamak,
sınıfta bir kişi yaramazlık yaptı diye bütün sınıfı falakaya yatırmak,
bir çuval inciri berbat etmek gibi bu!
...
Bu türden yazmayı sevmiyorum, çünkü beceremiyorum,
bu ilk ve son en ciddisi olsun
bundan sonra umarım daha eğlenceli şeyler yazarım burada
blogger ömrüm kaldıysa tabii.
28 Şub 2011
Yeni saçlar ve kırmızı bir gün
Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş,
ben de kırk kere söyleyince yapacağımı biliyordum.
"platin platin" diye 4 yıldır başının etini yediğim herkese buradan müjdemi vereyim
artık demiycem!
oldum ben de bir blonde of the day!
♥
♥
Uzunca bir süredir resim yapamıyorum,
sanki sanattan, kendi mesleğimden uzaklaştım gibi hissediyorum son zamanlarda
ve
o açlığı hissediyorum.
Bir süredir de böyle devam ediyor.
Aklımda bazı projeler var,
bunları hayata geçirmeyi,
en yakın zamanda resim yapmaya tekrar başlamayı ümit ediyorum
ve
bir sergi açmayı hayal ediyorum.
umarım o da olur.
♥
hayaller, gerçekler birbirlerine çok yakın aslında...
sevgiler! ...
necklace/kolye: Butik Hesionka
cardigan/hırka: markadünyası
sneakers: Mango
trousers/pantolon: Stradivarius
lace top/dantel üst: my sister's/ ablamdan :)
rings/yüzükler: hatay'da yol üzerinden
Etiketler:
blonde of the day,
my life,
my lookbook,
photography
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












