17 Kas 2011

Aylar sonra...

Sanki aylar, hatta yıllar geçti de hiç yeni yazı yazmadım gibi hissettim. Halbu ki yurtta dünyada neler oldu neler, ama tekrar tekrar yazıp da, hatırlatıp da hiç can sıkmak istemiyorum, zaten hepimiz biliyoruz.

Güzel düşünelim güzel olsun, laf olsun diye demedim ama gerçekten böyle düşünen birisi olmaya çabalıyorum ve buna inanıyorum. Sürekli üzülerek, aynı kötü şeyleri tekrar tekrar düşünerek, herkesi, herşeyi eleştirerek, iyi şeyler düşünmenin, zihinde olumlu şeyler yaratmanın imkansız olduğuna inanıyorum.Sonrasında da iyi şeyler olmasını beklemenin hiç bir anlamı yok gibi geliyor bana.

Herneyse yine lafı uzatmayayım, dinlenmeceli günlerdeyim, huzurluyum,  hasta olmadığım zamanlarda enerjiğim, iyi hissediyorum.

Kendime kazak örüyorum, üşüyen, kucağıma zorla sığışıp, burnunu koltukaltıma dayayan kedime de kazak örüyorum. Gerçi onu benden çok annem örüyor :)

Co-pilot olma yolunda hızlıca ilerliyorum :) Nasıl oldu derseniz, aslında hikaye biraz uzun ama ben kısaca anlatayım;
esinspiration ve eniştem bu işlere yıllardır çok meraklı ve olayın hep içindeler.
Hatta benim de bi 10 sene önce falan rallilerde ve pist yarışlarında gözetmenlik yapmışlığım var.
Geçtiğimiz Ege rallisinde eniştem ve esinspiration yarışmışlardı.
29 Ekim Cumhuriyet bayramı dolayısıyla tekrar yarıştılar ve ben de bir arkadaşlarının 1 günlüğüne co-pilotu oldum.
Ama bundan sonra da hep onun co-pilotu olacak gibi görünüyorum, o yarıştığı sürece tabi :) İnanılmaz zevkli, adrenalin had  safhada. :)

Tekrar resim yapmaya başladım, kavuştum da diyebiliriz.Umarım devamı gelir, buraya bir kaç görsel koymak isterdim ama bu pek mümkün değil henüz, umarım bir sonraki yazımda olur :) Uzun zamandır kafamda tam olarak netleşmemiş bir konu vardı. İpucu vermek gerekirse müzikle ilgili. Hala tam olarak baştan sona netleşmedi ama bir yerden başlamam gerekiyordu zaten. Uzun süredir çalışmadığım için, hazırda gelen ilhamı geri tepmek olmazdı. :)

Saçlarımı tamamen daha koyu bir renge boyatmadan kurtarmanın bir yolunu buldum gibi, şu an gayet iyi görünüyor, e henüz fotoğraf yok tabi, beklemede kalın.Coming soon! :)

Düşündüm de hiç görselsiz yazı kupkuru geldi, hiç böyle yazmamıştım, araya bi foto sıkıştırayım dedim, Cumhuriyet Rallisinden. Bundan sonraki pilotum Özge ve  yanımda da zaten ünlü ve başarılı bir rallici Mithat Diker var ^_^

tabi tipsizlik dizboyu :S

9 Eki 2011

İzmir'de Film Ekimi

Her yıl İstanbul'da düzenlenen Film Ekimi bu sene İstanbul dışında bir çok şehre taşıyor. Ne ala! mamma mia!
Filmi severiz, festivalleri severiz di mi ama?
Evet bu yıl İstanbul dışında İzmir, Bursa, Konya, Trabzon ve Diyarbakır'da da gösterim olacak.
İzmir'de 13-16 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Film Ekimi, bizi Ykm Cinebonus'ta Avrupa sinemasıyla buluşturacak!
Biletleri biletixten temin edebilirsiniz ;)

24 Eyl 2011

Sonbahar Travması

Yere düşen yaprakların sayısı artmaya başladıkça, anlaşılıyor sonbaharın yaklaşmakta olduğu.

Yazlıkçılar tatilden tıpış tıpış dönüyor, öğrenciler okul kayıtları için koşturuyor, üç ay boyunca Texas'ı aratmayan yalnız, ıssız ve kavruk caddeler, yeniden dolup taşmaya başlıyor. Dershane önleri, cafeler, duraklar, alışveriş merkezleri gittikçe artan bir kalabalığa bürünüyor.

Gerçek hayat bize alaycı, gülümseyerek: "Hoşgeldiniz!" diyor.

Evet, gerçek hayata hoşgeldiniz!

İş stresi, okul bocalaması, trafik karmaşası, egzos kokusu, "yarın ne giysem?" stresi, sabah geç kalmaları, kalp çarpıntılarına hoşgeldiniz!

Tatil sonrası asık suratlara, düzeni oturmamış yazdan kalma uykulara,  yaptğınız kumdan kalelerin, sonbahar rüzgarıyla yıkılışına hoşgeldiniz!

Durun bir dakika! Herşey bu kadar da kötü olamaz öyle değil mi?Ama elde değil tabiiki, her tatil sonrası bu travmadan kaçış yok. Elbet gelip bir şekilde bizi bulacak, ilk iş ya da okul günümüzde.

Fakat; geçici bunlar geçici. Yazın tembelliği bitiyor diye üzülsek de, özledik sonbaharı, kışı. Hala özlemeyen varsa, bir kaç güne kalmaz şimdiden çekerler yorganlarını burunlarına, ilk sonbahar yağmurunun serinliğinde. 

Şimdi çalışma vakti, depolanan müthiş enerjiyle iyi bir iş çıkartmak şart. 


                  Peki ben ne yaptım? Tabi eğer merak eden varsa söyleyeyim.Uzun süredir yapmayı istediğim birçok şeyi yapmaya başladım. 29'umda ehliyet aldım, en büyük eğlencem olacak olan Matissera Store'u açtım, işi bıraktım, istifa ettim.

Öyle mutluyum, öyle mesudum ki, anlatamam. Hatta son bir haftanın içine girmiş bulunuyorum. Heyecan had safhada. Belki de bu saksıların önünde çekilen son karemdir. Adios!
*Hey! Matissera Store'a da bakmadan  geçmeyin ama tamam mı?

20 Eyl 2011

Matissera Store Açıldı!

Nihayet Matissera Store açıldı. 
Burada satmak istediğim herşeyi bulabileceksiniz, bir gün kendi yaptığım bir kolyeyi, başka bir gün de satın alıp hiç giymediğim bir elbiseyi görebilirsiniz. Burası bundan böyle benim sanal dükkanım, umarım seversiniz ^_^

*İstediğiniz bir ürünü satın almak için, bana ürünün açıklamasını ve satın almak istediğinizi belirten bir mail atıyorsunuz.
*Tüm ödemeleri şimdilik eft ya da havale yoluyla yapabiliyorsunuz.
*Ödeme gerçekleştikten sonra ürününüz kargoya veriliyor.
*En geç 3 gün içinde kargonuz hazırlanıyor ve istediğiniz bir kargo şirketiyle ödemesi size ait olmak üzere gönderiliyor.
*Ürünle ilgili sormak istediğiniz herşey için bana mail yoluyla ulaşabilirsiniz
Şimdiden iyi alışverişler ^_^

18 Eyl 2011

12. İstanbul Bienali "İsimsiz"

12. İstanbul Bienali, 17 Eylül tarihinden itibaren İstanbul'u bir kez daha dünya sanat çevrelerinin ilgiyle izlediği bir sanat platformuna dönüştürmeye hazırlanıyor. Avrupa'da Venedik Bienali ile beraber yılın en önemli sanat etkinliği olarak anılan İstanbul Bienali'nin bu yılki başlığı İsimsiz (12. İstanbul Bienali), 2011 olarak belirlendi.


Bienalin, küratörler Adriano Pedrosa ve Jens Hoffmann tarafından belirlenen başlığı ve görsel kimliği, minimalist ve kavramsal yapıtlarıyla 20. yüzyıl güncel sanatının en önemli isimleri arasında sayılan Kübalı-Amerikalı sanatçı Felix Gonzalez-Torres'e göndermeler içeriyor. İşleri uluslararası arenada pek çok kişisel ve karma sergide yer alan Gonzalez-Torres, küratörlüğünü Rosa Martinez'in üstlendiği 5. İstanbul Bienali'nde de sanatçı olarak yer almıştı. Torres'in, siyasi konuları ele alırken biçimsel yenilikçiliği kullanarak oluşturduğu sanat dili, 12. İstanbul Bienali için yürütülen araştırmalara esin kaynağı oldu.

12. İstanbul Bienali, başlığının yanı sıra temalarında da Felix Gonzalez-Torres'in işlerinden ilham alıyor. Bienalde İsimsiz (Soyutlama), "İsimsiz" (Ross), "İsimsiz" (Pasaport), İsimsiz (Tarih), "İsimsiz" (Ateşli Silahla Ölüm) olarak farklı temalar altında düzenlenecek beş karma sergiye ek olarak, bu meselelerle ilgili tartışmaları daha da ileriye taşıyacak 50'den fazla kişisel sergi de yer alacak.

12. İstanbul Bienali, yapıtların sunumuna ve birbiriyle ilişkisine öncelik tanıyacak şekilde, özenle inşa edilmiş tek bir mekâna, Antrepo'ya yerleştirilecek. Aralarında Pritzker Mimari Ödülü ve Venedik Mimarlık Bienali'nin Altın Aslan Ödülü'nün de bulunduğu birçok ödülün sahibi, güncel mimarinin ünlü isimlerinden Ryue Nishizawa'nın Mimari Tasarım Ofisi tarafından yapılan bienal mekânlarının mimarı tasarımıyla 3 ve 2010 yılında onarılan 5 numaralı Antrepolar'ın içi, çelik ve alçıpan konstrüksiyonlarla etkileyici bir sergi alanına dönüştürülecek.

Gonzalez-Torres'in "İsimsiz" kavramına uygun bir şekilde ve yerleşmiş sanatsal ve siyasi kuralların arkasından dolaşma arzusuyla, sanatçıların isimleri bienalin açılışına kadar açıklanmayacak. Küratörler sergiyle ilgili önyargılı düşüncelere yönelik eleştirel bir tavır geliştirerek, katılan sanatçıların isim listesini, etkinliğin ana başlığını, hatta mümkün olduğunca kendi isimlerini de ilan etmeyerek serginin açılmadan önce bu yollarla tüketilmesini eleştiriyorlar. Bu söylem, temel önermelerinin önemli bir noktasını oluşturuyor.



*kaynak: iksv
                

4 Ağu 2011

Bayramı hastanede geçiren "çocuk"lar var...





 Sevgili NoraAshira'nın izniyle onun dilinden paylaşıyorum...


Mutlu Olalim Projesi uzun bir suredir Izmir'de devam eden bir proje. Hastanede yatan cocuklari mutlu etmeye yonelik bir olusum. Ben de yillardir kendi capimda maddi ve manevi destek veriyorum bu projeye. Hak etmediklari hastaliklarla bogusan yuzlerce cocugun yuzunu guldurdugumu bilmek beni mutlu ediyor. Birini mutlu ettigim icin mutlu oluyorum. Yasanan ve yasanabilecek olan en guzel kisir dongu bu sanirim :) Bu bayramda cocuklara bayramlik etkinligi baslattilar. Maddi destek veremeseniz bile bu olayi bloglarinizda duyurmaniz, bir suru insana ulasmasini saglamaniz bile yeter.


300 ÇOCUĞUMUZA HEDİYE EDECEGİMİZ BAYRAMLIKLARLA BAYRAM SEVİNCİ YAŞATALIM...


Behçet Uz ve Ege Üniversitesi Çocuk Hastanelerinde tedavi gören çocuklarımızı sizlerin de destegiyle bayramliklarla sevindirmek istiyoruz...
Hepimiz biliyoruz ki bayramlık kıyafetlerin çocukların hayatında çok önemli bir yeri vardır, çocukluğumuzda bayramlıklarımızı başucumuza koyup uyuduğumuz zamanları hatırlayalım.
Hastanede kalan bir çocuk için bayramın ne kadar zor geçtiğini düşünelim, bu nedenle bu bayramda gelin onları biraz da biz mutlu edelim ve onlara aldığımız güzel giysilerle bayramda yalnız olmadıklarını hissettirelim...


0-18 yaş arası kız ve erkek giysileri alabilirsiniz. (Kız çocuklarına elbiseler, erkek çocuklarına şort-tişört şeklinde takımlar olabilir.) İsterseniz dilediginiz sayıda alıp asagidaki adrese göndererek bize ulastırabilirsiniz. (Yurtiçi Kargo Liman Şb. Alsancak-İzmir adresine Özlem ŞENGİR adına)
Kaç adet bayramlık alacagınızı burdan sürekli paylaşırsanız, biz de alınacak bayramlık sayısını güncelleriz, ihtiyacımız olan sayıyı, yaş ve cinsiyet grubuna göre burdan paylaşırız ki bayramlık alamayacak olan bir çocuk bile kalmasın...Hepimizin dilegi tüm hastaneye yetecek kadar bayramlığı toplayabilmek...


Ayrıca Behçet Uz Onkolojinin Servisinin aşağıdaki ihtiyaçlarına da cevap verip, yine çocuklarımızın sıkıntılarını giderebilir; zorlu hastane süreci birazcık da olsa kolaylaştırabilirsiniz:


- 30 yatak- yataklar çok kötü durumda,telleri çıkmış halde,altlarına battaniye sererek yatmak zorunda kalıyorlar.
- 12 televizyon- televizyonların hiçbiri çalışmıyor, ikinci el bile olabilir, uzun süre hastanede yataktan kalkamadıkları odalarından çıkamadıkları için tek eğlenceleri televizyon.
- Yoğun bakım odası için bir ofis tipi buzdolabı
- 12 vantilatör-ısıtıcı
- 1 çamaşır makinesi
- 30 çarşaf


Elektronik aletler ikinci el de olabilir,yeter ki bir süre de olsa çalışsın.






Hepinizin desteklerini bekliyoruz....


mutluolalim@gmail.com
www.mutluolalim.com

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails